Bir dönem yanımda ne kadar çok şey taşırsam, kendimi o kadar hazırlıklı hissediyordum.
Büyük çantalar, “belki lazım olur” diye eklenen eşyalar, gün içinde hiç kullanılmayan küçük detaylar… Şehrin koşturmalı temposunda toplantılara yetişirken eksiksiz olmalıydı her şey.
Zamanla fark ettim ki aslında ağırlık yalnızca fiziksel değil, zihinsel de olabiliyormuş. Özellikle şehir hayatı hızlandıkça, günlük rutinlerim de değişmeye başladı. Daha küçük çantalar, sadece gerekli parçalar ve hafiflemeye başlayan bir zihin.
Bir kafede çalışırken, kısa bir toplantıya yetişirken ya da gün içinde birkaç farklı yere uğrarken; gerçekten ihtiyacım olan şeylerin oldukça az olduğunu fark ettim.
Su şişem, küçük bir not defteri, cüzdanım, kulaklığım, birkaç kişisel eşya… Geri kalan çoğu şey ise sadece “taşıdığım” detaylara dönüşüyor ve beni yoruyordu. Sanırım bu yüzden son yıllarda daha sade, daha hafif ve daha işlevsel parçaları hayatıma dahil etmeye başladım.
Ama burada sadeleşmekten kastım; tamamen minimalist bir yaşam kurmaya çalışmak değil. Daha çok, günlük hayatın içinde gerçekten bana eşlik eden şeyleri seçmek.
Kullandığım objelerin yalnızca işlevsel değil, aynı zamanda iyi hissettiren detaylara sahip olması da benim için önemli hale geldi.
Belki de bu yüzden tercih anlayışım da zamanla değişti.
Daha sakin renkler, doğal dokular, günlük yaşama karışabilen parçalar ve zamansız hissettiren detayları hayatıma daha çok dahil etmeye başladım. Onlarla da sade, şık hemen toplantıya hazır olabilir hale gelmek üzere uyumlandım.
“
Çünkü bazen stil, yalnızca görünmekle değil; günlük hayatın içinde nasıl hissettirdiğiyle de ilgili oluyor. Şehir hayatı hâlâ hızlı. Ama ben artık onun içinde biraz daha hafif hareket etmeyi seviyorum.
Tasarımlarım, sürdürülebilirlik anlayışım, pratik ürün isteği… Tüm bunlar zihnimi ve beni sadeleştirirken aynı zamanda iyileştirdi.
Dsdesignarts içinde her zaman pratiklik, sadelik ve günlük hayatın akışına uyum sağlayan parçalar üretmeye çalıştım. Ani plan değişikliklerine eşlik eden, şehir temposunda rahatça kullanılabilen ve aynı zamanda estetik hissini kaybetmeyen tasarımlar benim için daha anlamlı oldu her zaman.
AlbiTote koleksiyonunu oluştururken de aslında biraz bu hissin peşinden gittim.
Yanında yalnızca gerçekten ihtiyaç duyduğun şeyleri taşıdığın, hafif ama şehir hayatına uyum sağlayan parçalar…


